1925 yılının İstanbul’lu bir hanımefendisi Zahide Hanım…

Zahide’nin dergide yer almasını istediğimizi söylediğimizdeyse tanıtım yapma taraftarı olmadığını çünkü bu şekilde daha fazla müşteri geleceğini düşünüyor. Vildan Hanım müşterisini kendi seçtiğini söylüyor. Az ve öz müşterisi olsun istiyor. Mekâna ortalama 10 kere gittikten sonraysa kendi içeceğinizi kendiniz alabiliyorsunuz. Güven odaklı bir işletme diyebiliriz Zahide için.

Bu ay sizlere belki de en ‘’şahsına münhasır’’ mekânlardan biri olan Zahide Cafe&Bar’ı tanıtmak istedik. Başlarda burayı tanıtmak istemedeki amacımız tamamen mekânın dekorasyonu, manzarası, rahatlığı vs. idi. Yalnız mekânın sahibiyle görüşmeye gittiğimizde ilk dakikalardan itibaren duyduklarımız karşısında şoka girdik. Bir cafe, restoran ya da barın temel amacı nedir? Müşteri çekmek ve para kazanmak diyebiliriz. Çünkü bizim bildiğimiz kadarıyla işletmeler kâr amacıyla kurulur. Zahide’de durum biraz farklı…

Mekânın sahibi ve işletmecisi Vildan Hanım, bize daha içeri girerken korku dolu gözlerle bakıyor. Sonradan konuşunca anlıyoruz neden öyle baktığını. Bir anda içeri beş kişi birden girince korkmuş, nasıl yetişirim ben bunlara diye. Evet, Vildan Hanım müşterilerinin fazla olmasından pek hoşlanmıyor. Üst katta oturan biri “cafe latte” isterse ve aynı anda alt kattan spagetti siparişi gelirse ne yapacağını bilmiyor. Çünkü yardımcısı yok. Yardımcı tutmamasının sebebiyse haftanın 5–6 günü akşama kadar kimsenin gelmemesi ve yardımcıyla oturup akşama kadar bakışmak zorunda kalacak olması. “Şimdi işleri büyütürsem bunun garsonu var, aşçısı var zor iş” diyor. Zahide’nin dergide yer almasını istediğimizi söylediğimizdeyse tanıtım yapma taraftarı olmadığını çünkü bu şekilde daha fazla müşteri geleceğini düşünüyor. Vildan Hanım müşterisini kendi seçtiğini söylüyor. Az ve öz müşterisi olsun istiyor. Mekâna ortalama 10 kere gittikten sonraysa kendi içeceğinizi kendiniz alabiliyorsunuz. Güven odaklı bir işletme diyebiliriz Zahide için.

Bu kafenin binası Vildan Hanım’a ananesinden kalmış. Aslında kendisi kimya mühendisi fakat iki sene boyunca başka bir yerde çalışmayınca bu tarz bir yer açmayı tercih etmiş. Sarıyer’in göbeğindeki bu binayı da bu şekilde değerlendirmenin daha iyi olacağını düşünmüş. Ananesinin kendisi üzerinde çok emeği olduğu için mekânın adını da düşünmeden Zahide olarak belirlemiş. Mekânda alkol verildiği için buranın müşteri potansiyelini genel olarak üniversite öğrencileri ve yetişkin grupları oluşturuyor. Mekânın dekoruysa satın alınmış şeylerden değil, aile büyüklerinden kalma eşyalardan oluşuyor. Örneğin dededen kalma bir matara, ananenin babasının apoletleri ve rozetliği, yine ananenin makyaj kutusu, ananenin dedesinin kılıcı ve Vildan Hanım’ın bir dostundan kalma avize… 1925 yılında İstanbullu bir kadın fotoğraf çektiriyor. Kapıdaki resim bu kadına ait yani bu binanın esas sahibine.

Kafenin arka tarafında bir oyun odası var kocaman minderler, oyunlar ve kediler mevcut bu bölümde. Oyun odası, manzara izlemek için müthiş bir köşe. Sıcak bir ortam. Vildan Hanım bir aile ortamı yaratmak için çok çaba sarf ettiğini düşünüyor. Biz mekânı dolaşırken fonda Vildan Hanım’ın özenle seçtiği müzikleri duyuyoruz.

Bulaşıkları yıkamayı teklif eden Draje ekibine Vildan Hanım, tek çalıştığından dolayı hizmet beklentisinin yüksek olmaması konusunda uyarıda bulunuyor. Dikkatimizi çeken başka bir husus da nargile fiyatının çok yüksek olması. Neden diye sorduğumuzda, buranın nargile kafeye dönüşmesini istemediğini söylüyor. Nargileciler gelmesin diyor yani bu da Vildan Hanım’ın müşteri eleme tekniklerinden biri.

Biz duyduklarımıza ve gördüklerimize şaşırırken Vildan Hanım başka bir şey daha ekliyor durumu en iyi şekilde özetleyecek bir cümle: ‘’Ben buranın işletmecisi değil; işletmemecisiyim.’’

Yenimahalle Cad. Kumsal Arkası Sok. No: 17 Sarıyer / İSTANBUL

Tel: (0212) 242 28 42

Yazı: İlknur Seda Bendeş, Ece Naz İlkin

 

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın