ANtarTİKA

İllüstrasyon: Elmas Şölenkır

Gün ışığı pencereden içeri süzülmekte, duvarımda gölge oyunları oluşturmaktaydı.

Çiçekli perdemdeki yırtıktan içeri süzülen ışık demetleri yerdeki ahşap parkeleri aydınlatıyor, odamın içi gölge oyunlarına ve yerdeki ışıklara bakılırsa tam bir şölen havasında gündüzü sindiriyordu.

Doğruldum ve cam kenarına gittim. Perdeyi çektim ve şeritli, tahta kurularının cenneti pervazlarımı dışarı doğru açtım, güneş tatlı tatlı kendini gösterirken, denizin kokusu burnumdan mavi bir mutluluk meyi gibi doluyordu.

Beyaz evlerin beyaz balkonlarında ince demirlerde süzülen gece sefaları gündüz uykusunda geceyi bekler vaziyetteydi. Güllerin keskin kokusuyla birlikte sahile doğru baktım. Martı sesleri uzaktan kulağımı okşarken, rüzgâr okşamaktaydı binaların cephelerini. Yaz yağmuru olsa gerek. Bir anda kaşlarını çatan gökyüzü karışan bulutlarla kıştan kalma bir gün gibi geldi ansızın.

Hazırlıksız bir ürpertiden sonra fincanımla tekrar döndüm evimin gözüne, tek penceresine.

Tozu dumana katan serinlik ve yağmur uzunca bir süre eşlik etti bana… Evet, nihayet bitti. Şimdi toprak kokusu geliyor burnuma, yoğun, pelteli ve serin. Gözlerim dalıyor boşluğa, göremiyorum şimdi.

Bir dakika bu kapı sesi de nedir? Bu ayak sesleri nerden geliyor? Hırsız mı girdi yoksa? Ya da, ya da bir katil belki de. Belki de bir deli, evet bir deli evime gir – meye çalışıyor, korkuyorum, battaniyenin altına giriyorum. Sonra bir kol dürtüyor beni inatla, bir kere daha ve bir kere daha…

Evet, bugünkü seansımız da bitti arkadaşlar, gözlerinizi açabilirsiniz. Şimdi, lütfen hastaları odalarına götürünüz.

Yazı ve İllüstrasyon: Elmas Şölenkır

İllüstrasyon: Elmas Şölenkır
İllüstrasyon: Elmas Şölenkır
Elmas Şölenkır, sabaha karşı 05.43’te bu yazıyı bitirirken, Ane Brun’den “Don’t leave” adlı şarkıyı dinliyordu. Bu şarkının çok müthiş olduğunu düşünen Elmas Draje, herkesin şarkıyı dinlemesini tavsiye etmiş ve DİNLEMEYENİ DÖVECEĞİNİ büyük harflerle belirtmiştir. Herkese dergiyi iyi okumalar, ona da tatlı rüyalarmış…

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın