BÖYLE BUYURDU HAMMURABi

İllüstrasyon: Birkan Can Evirgen

Biz böyle miydik en başında da? Kendimize ve başka insanlara zarar verir miydik acaba? Tüm bu süreç nasıl bu şekilde gelişti ki biz böyle bir konu üzerine konuşur olduk? Anarşist bir boyuta taşımayacağım bu yazıyı. Aksine içinde yasakları ve yükümlülükleri barındıran bir düzenin var olması gerektiğine inanmışımdır hep. Zaten asıl sorgulanması gereken de neden yasakların var olduğu değil, nasıl insanların yasağa ihtiyaç duyacak hale gelmiş olduklarıdır.

Ortaokuldaydık o zamanlar bir isim vardı hep o yaşın zihniyetiyle dalga geçtiğimiz; Hammurabi. Aslında daha önceden başka kanunlar bulunmasına rağmen biz bu adamın yazdığı kanunları ilk kanunlar diye öğrendik. İçinde bir sürü yasak varmış yükümlülük varmış. Bakınız Hammurabi yazdı dediysek o kadar da demedik. Kendisi “hop tanrı gönderdi bunları bana” diye giydirmiş olduğundan esasında tanrı yazmış oluyor. İşte Hammurabi bu kanunları kendisi öldükten sonra halkı unutur munutur da, tanrı çarpıverir diye üşenmeden kalkıp bildiğiniz kayalara kazımış. Efendim ben de hiç üşenmeden bu kanunları internetten sizler için araştırdım. O zamanın şartlarını göz önünde bulundurursak çok enteresan bir şey yok ama açıp bakınız siz de bilginiz olsun. Kanunları okuyunca tanrının böyle şeyler göndermiş olamayacağını kolayca anlayıveriyorsunuz ama yine de şunu söylemeliyim ki günümüz kanunlarından yasaklarından on milyon kez daha mantıklı ve daha gerekli maddeler. Daha fazla dağıtmayalım aslında Hammurabi kanunları ve tanrı arasında ki ilişkiden, yasaklar ve din arasında ki ilişkiye geçmek istemiştim. Bazen düşünmeden edemiyorum, koskoca Hammurabi bile “tanrı dedi ki bunları bana” diye giydirmişse harbiden de yasaklar ve dinler arasında direk bir bağlantı olmalı. Çünkü kim ipler Hammurabiyi bir yerde öyle değil mi, ama düşünsenize tanrı lan, burası olmadı öbür tarafta. İlk hangi dinse artık ortaya çıkan onunla başlamış olması gerek bu yasak dalgası. Ve bugüne kadar da gelmiş. E tabi hala dinler var olduğuna göre… Ama olsun ben mutluyum iyi ki de varmış. Çok ileri bir gelecekte vicdan çipi icat edilene kadar da olsun zaten bu dinler ve yasaklar.

Farkındayım ilk  paragrafta sorduğum soruları cevaplamak yerine gayette Hammurabi‘yi andım. Ama zaten o sorulara cevap verebilecek olsam takdir edersiniz ki, dünya üzerindeki bütün problemleri de çözmüş olurdum yasak falan kalmazdı ortada. Ama siz yine de boş bir anınızda düşünün bu soruların cevaplarını.

Ps: Bir de doksanlarda Levent Kırca’nın üniversitedeki yasakları hicveden skecinden iki kelime geldi aklıma şu anda ; “yasak hemşerim.” Hele ki Levent Kırcanın onu o ballandıra ballandıra söylemesi yok muydu “yassah hemşerim” diye.

Yazı: Alper Günay  

İllüstrasyon: Birkan Can Evirgen
İllüstrasyon: Birkan Can Evirgen
35. Her hangi bir kişi kralın kabile reislerine hediye ettiği sığırı ya da koyunu satın alırsa parasını kaybeder. 
127. Eğer her hangi bir kişi rahibelere (Tanrı’nın kızkardeşlerine) yada her hangi bir kişinin karısına iftira atarsa ve bunu ispat edemezse bu adam hakim huzuruna çıkarılır ve alnı işaretlenir (derisi çizilerek ya da belki de saçı kesilerek). 
132. Bir adamın karısının başka bir adam ile ilgili olarak dedikodusu yapılırsa; ancak, kadın diğer adamla uyurken yakalanamazsa kadın kocası için nehre atılır. 
218. Bir doktor operatör bıçağı ile derin bir yarık açarsa ve hastayı öldürürse ya da bıçak ile bir tümörü açıp gözü keser ise doktorun elleri kesilir. 
226. Ustanın bilgisi olmaksızın bir berber satılmayan bir kölenin üzerindeki kölelik işaretini silerse bu berberin elleri kesilir.

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın