BU SABAH İLK DEFA…

İllüstrasyon: Erdinç Yücel

Bu sabah tuvaletten sonra ellerimi ve yüzümü yıkamadım. Gardrobumda ne bulduysam geçirdim üstüme. Gözlerim kapalı halde kahvaltı masasına oturdum. Her zaman ellerim yapış yapış olmasın diye ekmeğimin üstü- ne itinayla sürdüğüm çilek reçelini bu sabah beş parmağımla yedim… Reçel kasesinin içine daldırdım parmaklarımı… Ellerim yapış yapıştı ve ben o kadar mutluydum ki…

Kahvaltım bitti ve ben yine ellerimi yıkamadım. Saçlarımı toplamaya çalıştım reçelli parmaklarımla, sonra vazgeçtim bıraktım kendi haline. Dünden kalma çantama bugünkü ders kitaplarımı koydum. Ağırlaştı çantam, rastgele bir kitap çıkardım içinden, fırlattım yere… Evet, şimdi biraz daha hafiflemişti çantam. Hazırdım okula gitmeye. Aynada kendime bakmadan kapıdan çıkarken ayakkabımı bağlamadım. Tam kapıyı kapatacakken vazgeçtim okula gitmekten tekrar içeri girdim. Kıyafetlerimi çıkarmadan uzandım yatağıma. Ben okula neden gidiyordum ki? Benim hedefim neydi? Benim okulda ne işim vardı ki? Neden her gün o sert sırada kıçımı ve sırtımı acıtıyordum? Buna neden katlanıyordum? Sorularıma cevap vermek için düşündüm bir süre. Düşünmekten sıkılıp açtım televizyonu. Sabah haberleri başlamıştı. Spiker, devlet başkanının değiştiğini söylüyordu. Devlet başkanı da neydi? Neden sürekli değişiyordu? Ne işe yarıyordu ki? Devletin ne işe yaradığını bilmiyordum ki, başkanını nerden bileyim. Haberlerden de sıkılıp çizgi film açtım kendime. Tom ve Jery izledim. En sevdiğim çizgi filmdi. Televizyon açık tam uykuya dalmak üzereyken telefon çaldı. Arayan arkadaşımdı. Neden bugün okula gelmediğimi soruyordu. Bir yığın konu işlediklerini, benimse derslerden geri kaldığımı söylüyordu. Bir süre dinledikten sonra sıkıldım, telefonu yere koyup uyumaya devam ettim. Derslerden geri kalsam ne olacaktı ki? Ne öğretiyorlardı ki bize derste sanki? Gözlerimi açtığımda hava kararmıştı. Acıkmıştım. Evde bir şey yoktu. Dışarı çıktım yiyecek bir şeyler almaya. Herkes bana bakıyordu. Herkes neden bana bakıyordu? Ne vardı halimde? Dikkatlerini çeken neydi bende? Onlar gibi olmadığım için mi? Onlar gibi giyinmediğim, onlar gibi temiz olmadığım için miydi? Herkes birbirine benzemek zorunda mı bu hayatta? Çok komikti gerçekten insanlar. Eve geldiğimde hazır aldığım şeyleri yemeye başladım hemen. Doymuştum artık. Bugün bitmek üzereydi. Bugün ne güzeldi.

Bugün hayatımın en güzel günüydü. İstediğim gibi kimse beni yönlendirmeden yaşadım bugünümü. Artık kimse beni ilgilendirmiyor kimseye de benzemiyordum. Ben olmuştum. Dilediğin gibi yaşamak ne güzelmiş. Artık ben insan değil Hande’ydim. Sürüden ayrılmış bir koyundum. Ne güzelmiş kendin olmak… Sorumluluklarını bir kenara atmak… Ne de güzelmiş yaşam. Hayat o kadar da korkunç değilmiş bugün öğrendim.

Yarın da okula gitmesem mi?

Yazı: Hande Polat

Hande, Nick Cave’den “Omalley’s Bar” eşliğinde yazısını yazarken aklında okul vardı. Aslında bu şarkıyı dinlerken kopmakta, aklına bir şey gelmemekte ve doğrudan kendi dünyasına gitmektedir. O gün de her zamanki gibi okuldan geldi, bilgisayar başına oturdu ve “ben niye okula gidiyorum ki?” diye düşündü.

İllüstrasyon: Erdinç Yücel

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın