Genellikle Kaçmak Yerine Mücadele Etmeyi Göze Alan: Engin Alkan

Engin Alkan drajeee

Draje: Bu ay Draje, “kaçak” konsepti üzerinde çalışıyor. Engin Alkan bir şeyden kaçtı mı şimdiye kadar? (Köpekten, aslandan, hırsızdan, evden, deliden vs?)

Engin Alkan: Genellikle kaçmak yerine mücadele etmeyi göze alan bir kişiliğim var, hayatla restleşme ve şişenin dibini görme arzusu çoğunlukla da başımı derde sokar. Yine de sevmek, sorumluluk almak taahhüt etmek gibi duygusal meselelerde içgüdüsel olarak “kaçak” durumuna düştüğüm olmuştur.

Somut olarak kaçma duygusunu 80 darbesi sırasında yaşadım. Darbenin 8. ayında 14 yaşındaydım, benden 1 yaş büyük rahmetli ağabeyim ve bir gurup arkadaşı bir sabah okulda askerler tarafından gözaltına alındı. O zaman yasaklı kabul edilen bir yığın kitabın evimizin aranma ihtimaline karşılık o birkaç saat içinde ortadan kaldırılması gerekiyordu. Yakmak çok vakit alacak, çok da dikkat çekecekti. Küçük paketler haline getirdiğim kitaplardan her seferinde tek bir paketi Samatya’nın muhtelif arsalarına atmak suretiyle kurtuldum. Ara sokaklarda, sotelerde polislerle kedi-fare oyunu oynamıştım, bir suçlu gibi, bir kaçak gibi, hiç bitmeyecek gibi gelen yakan bir korkuyla…

Draje: Avenue Q’da, Nicky’nin ev arkadaşı Rod, duygularından kaçıyordu. Hayatı tozpembe gören Nicky de, evden kovulduktan sonra hayatın zorluklarını fark etmiş ve Rod’un gözüne girmek için ona iyilik yapmayı amaç edinmiştir. Sizin canlandırdığınız Nicky karakteri, Volkan Severcan’ın canlandırdığı Rod’un hayattan kaçışını ve gizlenişini nasıl yorumluyor?

Engin Alkan: Nicky olayları ve durumları derinlemesine analizlerle değerlendirebilecek biri değil ve elbette geniş bir empati yeteneğinden söz edilemez.  Konforu söz konusu olduğunda son derece çıkarcı ve oportünist davranabiliyor. Yine de çok sempatik ve iyi niyetli biri. – Ah, bu iyi niyet! Ne kadar delirtici olabiliyor bazan. –

Oyunda Nicky  Rod’ tan cinsel farklılığını çevresine cesurca deklare etmesini, kendiyle ve toplumla yüzleşmesini talep ediyor, hatta bu konuda çok ısrarcı davranıyor. Ne var ki aynı zamanda metroda tanıştığı bir eşcinselin kendisiyle ilgilenmesini “başından geçen korkunç bir olay” addedip, durumla dalga geçebiliyor. Yani kendisi söz konusu olduğunda “kabullenme” arenasında Rod’tan beklediği cesaretin çok az bir yüzdesini bile göstermekten hayli uzak.  Bu da özünde çok yaygın bir toplumsal ikiyüzlülük örneği;  Hani derler ya  “bekâra boşanmak kolay” diye,  Nicky’ nin durumu biraz öyle.

Draje: 7 Numara gibi, Türkiye’nin sosyal yapısını son derece güzelişleyen bir dizide rol aldınız. Size göre şimdiki diziler ve yeni oyuncular,gerçek bir Türkiye’yi yansıtıyor mu, yansıtması gerekir mi?

Engin Alkan: Gerekmez olur mu? Gazeteler bunun için basılır, kitaplar bunun için var, sanat bunun için yapılır ve elbette televizyonların da işi budur.

7 Numara, farklı uçların, bir araya gelemez gibi duran unsurların bir arada yaşama deneyimleri üzerine bina edilmişti. Dizinin gülmecesi sınıfsal farklılıklar, eğitim düzeyleri, cinsel kimlik rolleri, içerdeki ve dışarıdaki olma durumları ve toplumsal önyargılar üzerin gelişiyor ancak son tahlilde farklı olanı kabullenip hayatın zorlukları karşısında omuz omuza mücadele etme fikrini yüceltiyordu. Dizinin referans kabul ettiği bu çok parçalı yapı birebir toplumumuzun karakteridir, bu toprakların binlerce yıllık geçmişinin hikâyesidir. Aynı zamanda sanayileşmenin,  büyük kentlere asimile olmanın, batılılaşma yolculuğunun bir türlü billurlaşmayan hikâyesidir de.  Bu saydığım izleklerde izleklerde sorumluluk alan, nitelikli işler mutlaka ki yapılıyor, ne var ki büyük çoğunlukla marjinal kalıyorlar.

7 Numara’ nın farkı aynı zamanda ilk on içinde 4 büyük ulusal kanalla yarışabilmesiydi,  çoğunlukla da başarılı oldu. Ne var ki kanalların yöneticileri bu başarıdan doğru sonuçlar analiz edemediler, görmezden geldiler.  Yüksek reytingi nitelikli olmanın karşıtı gibi algılayıp –dahası algılatıp- aynı değirmene su taşımaya devam ediyorlar. Açıkçası, söylenmeden, öfkelenmeden televizyon izlemekte çok zorlanıyorum.

Draje: Kaçan, mutlu bir sinema-tiyatro karakteri tanıyor musunuz? Evetise kimdir, hayır ise neden?

Engin Alkan: Hiç düşünmeden diyebilirim ki, böyle bir mutlu karakter yoktur.  Erkek egemen düşünce sisteminde kaçmak iktidarsızlığa delalet eder. Erkekliğin karşıtıdır. Dolayısıyla kaçan kişiyi ya güçsüz ya da korkak algılama eğilimindeyizdir. Hatta orduda ve savaşta kaçan kişiyi kurşuna dizeriz. Kaçma eylemi onur, gurur, ün gibi yüksek değerlerle de ilişkilenmiştir. Kaçan kişi toplum dışıdır, hatta soyu sopu bıraktığı utancın mirasçısıdır. Kaçan kişi avdır, avlayan değil.  Buradan bakarak,  kaçmayı zayıflık ve onursuzluk olarak niteleyen ataerkil yapılarla mutluluğun arketiplerinin bir arada duramayacağını söyleyebilirim.

Edebiyatta ya da dramada kaçma eylemini gerçekleştiren karakterler özdeşleşeceğimiz olumlu kahramanlar olabilirler ne var ki illaki bir bu eylemin gerilimi içinde çizilmiş olmaları esastır. Sanırım hamasetten uzak toplumlar kurduğumuzda soru da kendiliğinden düşecektir.

Draje: Kaçmak bana göre …………………! Boşluk için ne söyleyebilirsiniz?

Engin Alkan: YAŞAMI DEVAMLI KILAN BİR REFLEKSTİR.

Draje:  İzlediğimizde Avenue Q bize okul sonrası yaşam hakkında birçok şey anlattı, peki size bir iş dışında ne ifade ediyor?

Engin Alkan: Avenue Q yazarlarının kurmak istedikleri dünyaya ve insan olma kavramı üzerinden oluşturdukları tariflerin önemli bir bölümüne katılıyorum.  Sahnede, ‘Azınlık’ olan canavarlarla, ‘tutunamayan’ insanların ancak bir diğerine elini uzatarak topyekûn kaybetmekten kurtulabilecekleri bir dünyayı ilham ediyoruz ve insanlara bu düşü iletebildiğim için kendimi iyi hissediyorum.

Draje: Başarılı ve canayakın bir ikon kişi olarak hadi bu söyleşiyi okuyan gençlere bir nasihatte bulunun.

Engin Alkan: Nasihatim: Nasihat yanıltır; nokta.  Tehlikelidir. Deneyim oluştuğu durum ve koşullardan bağımsız düşünüldüğünde, yanlış tarifler oluşturabilir. Ve genellikle duymaya alıştığımız cümlelerin geldiği adresi tam olarak bilmeyiz, dünyayı anlaşılır kılma çabasının alışkanlığıyla bir diğerine tekrar ederiz. Nietzsche şöyle diyor, “Her alışkanlık elimizi daha becerikli, aklımızı ise daha beceriksiz hale sokar.”

Söyleşi: İlknur Seda BendeşEce Dericioğlu

kaçak avenue

Avenue Q Hakkında
Avenue Q tıpkı hayatımız gibi, sadece daha komik…
Avenue Q, gerçek hayat hakkında. İş bulmak, işten atılmak, ırkçılığı öğrenmek, ev bulmak, evden atılmak, farklı olmak, aşık olmak, edepsizlik, sorumluluktan kaçmak, akşamdan kalma olmak, internet pornosu, “dünyayı keşfetmek” ,“anı yaşamak” ve “hayattaki amacını bulmakla” alakalı.
Avenue Q, çok iyi eğitim almış fakat hayatın zorluklarına alışamayan ya da onlarla yeni karşılaşan bir grup şehirlinin yaşam mücadelesini mizahi bir dille anlatan bir müzikal.

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın