İhmal edilen vakit

İllüstrasyon: Hayalcan Deniz Güner

Dong… Dong… ediyordu her saat başında o an saat kaçı gösteriyorsa o kadar. Benim tam olarak 19 senemi saydı dakika saniye, benden önce daha ne kadar saydı bilmiyorum. Misafir olarak gittiğim yerlerde beni ilk rahatsız eden olurdu saniye çubuğunun çıkardığı tık tık sesi. Sinir krizi geçirip fırlattığım olmuştur bir duvardan ötekine uyuyabilmek için. Beynimin içine işlerdi tık tık diye. Bu emektar kurmalı saat ise hayatımın içine işledi sessiz sedasız, sadece saat başı donglayarak. Arada dururdu, çok sonra fark ederdik. Babam alırdı eline anahtarı saati kurmak için. Uzunca donglar, feryat ederdi; beni nasıl unuttunuz diye.

Bazı varlıklar vardır dünümüze, bugünümüze, yarınımıza işleyen, işlemeye devam eden. Görmeyiz çoğu zaman onları veya görmezden geliriz ya da önemini sonradan anlarız. Yaşımız küçüktür, anlayamamışızdır günden güne aşındığını. Yorgun düştüğünü küçük hayatının içinde. Biz gülen yüzünü görmüşüzdür, her şeye inat. Kalacak kendine ait yeri yoktur, birkaç ay bir canında, diğer birkaç ay öteki canında, bir diğeri ve öteki olarak geçmektedir yıllar. Gözü hep diğerlerindedir, için için düşünmektedir biçare geçen yılları.

Bir anda oldubittiye gelir her şey, artık yoktur. Ama saat çalışmaya devam etmektedir tıkır tıkır. Dakikalar yıllar geçer belli belirsiz. Anlamamışsındır zamanın geçişini gündelik hayatın keşmekeşinde. Temelde sorunların vardır hayata dair. Unutmuşsundur onu umarsızca, gidip biraz su dökmeyi, otlarını temizlemeyi akıl etmemişsindir nasıl ki saati kurmayı ihmal etmişsen. Saygısızlık değildir bu, ama unutmuşsundur işte.

Şimdi sayesinde kendine ait bir dört duvarın olmuştur. Bir saatin yoktur, gerek de yoktur, kilometrelerce öteden de olsa kaydetmeye devam etmektedir o. İşini yapıyor eksiksiz tüm yorgunluğuna, kırgınlığına rağmen. Sen burada ağlarsın, zırlarsın ama o oradan görür içindeki kıymığı. Yanında değildir ama hayatındadır.

O kaydetmeye devam etmekte zamanı, ziyaretine gideceğim günü beklemekte. Evet, gideceğim ama ne diyeceğim hiç bilmiyorum, sen görüyorsun attığım her adımı uzaktan da olsa, umarım torununu anlarsın.

Yazı: Engin Arınan

Engin bu yazıyı rahmetli babaannesine ithafen yazmıştır. Şimdi bulunduğu duruma gelebilmesinde direkt olarak etkisi olan babaannesine karşı olan hassas duygularını paylaşmıştır bu yazısında. bunları sizinle paylaşarak bir yandan da içindeki fırtınaları anlatma fırsatı bulmuştur. Yazısı fazla özel bir nitelik kazandığından ötürü çok edebi olduğunu söylemek mümkün değildir. Umarım beğenilir.

 

İllüstrasyon: Hayalcan Deniz Güner
İllüstrasyon: Hayalcan Deniz Güner

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın