KAÇ-AK

İllüstrasyon: Birkan Can Evirgen

Siyahtan beyaza, doludan boşa, sorudan cevaba, içten dışa yavaş yavaş ya da bir anda, kaçmak… sessizlikten konuşmaya, karanlıktan aydınlığa, hiçlikten bir şey olmak uğruna uzaklaşmak.. Delice koşup, yaşlıca dinlenmek… Bir kütüphane dolusu kitap okuma hazzıyla dolup, birkaç satırda, bilemedin birkaç sayfada, havası kaçan bir balon gibi sönmek, hevesi kaybetmek… Kaçmak ve aklanmak… ‘Ego’nun mesai saatlerinde kavgalarda yıpranmak, 15 dakikalık pişmanlık molalarında hatalarımızı karşılaştırıp, kalbin revirlerinde kâh gözyaşlarıyla kâh kucaklaşmalarla yenilenmeye çalışmak. “Keşke!” demek, ve bir de “kaç yazar?”…

Kaçmak ve aklanmak…

Deliyken akıllı, usluyken yaramaz, günahkarken tövbekar olmaya çalışmak… Bir babayı öldürmek ve karısından mutluluğu, çocuklarından geleceği çalmak. Hapis yatmak… beli bir süre, belli bir yerde, anlamsızca beklemek… Özgür kalınca da affedilmiş sayılmak… Önce oturup kara kara düşünmek, Ardından dizginlenip kaçmak ve aklanmak… Hepimiz bir yerden kaçak, bir yere göçeğiz.

Hepimiz bir önceki sürecin efendisi, şimdiki zamanınsa kölesiyiz…

Kaçmak… aslında olduğun yerde saymak… neresinden başlarsan başla, aynı satıra ait olmak…

Yazı: Korcan Atalay

İlknur: korrrrrrrrrrrrrrr neden kaçar bi insan?
Korcan: 1) Ait olmayınca, 2) Sahip olamayınca, 3) Korumak için, 4) Korunmak için, 5) Kimse sizi anlamayınca…
İlknur: Şu an aklına gelen ilk şey ne?
Korcan: Rüzgâr. Ya bu ne garip sorular. ☺ Hoşuma gitti ama. ☺
İlknur: Bi filmden kaçan bi karakter söle desem sana peki?
Korcan: Catche me if you can filminde Leonardo di Caprio.

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın