MUHTEŞEM OKULUN MÜTEVAZI HOCASI: ALİ VAHİT TURHAN

Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi, Tarabya kampüsündeyiz. Bu hafta, bütün yoğunluğuna rağmen kendisiyle söyleşi isteğimizi kabul eden Prof. Dr. Ali Vahit Turhan’la beraberiz.

Draje: Antika mısınız yoksa hala genç bir delikanlı mı?

Ali Vahit Turhan: Delikanlı ruhu taşımak istiyorum.

Draje: Koleksiyon yapar mısınız? En sevdiğiniz antika eşya nedir?

Ali Vahit Turhan: Evet yapıyorum, baykuş bibloları koleksiyonu yapıyorum. Birkaç yüz tane baykuşum var. Antika eşya olarak da çok eski bir
sobam var. Salamandra deniyor onlara, kömür sobasıdır. Kömür kullanmadığımız için artık süs diye duruyor. 19. asırdan kalmadır, Rus malıdır dedemden kalma…

Draje:Akademide yer alan ya da belli bir yaşın üstünde olan insanlar genellikle çatık kaşlı ve asık suratlı olurlar” gibi bir tespitte bulunsak buna katılır mısınız?

Ali Vahit Turhan: Kendimde katılmıyorum. Başkaları söz konusu olduğunda değişebilir bu durum tabi.

Draje: Ali Vahit Turhan bu kategoriye girmemek için bir çaba içinde midir?

Ali Vahit Turhan: Çabam yok, çabam olsa kaşlarım çatık olurdu.

Draje: Kuşak çatışması diye bir şeye inanır mısınız? Nesiller arası farkı yaratan şey nedir?

Ali Vahit Turhan: Benim öğrencilerim arasında bir nesil farkı görmüyorum. 20 sene önceki öğrencimle şimdiki öğrencim aynıydı. Fakat daha eskiye… Bizim döneme bakacak olursam, o zamanın öğrenci değerleri daha değişikti tabi. Ama temelde hepimiz öğrenci olarak hayata hazırlanmak istiyoruz. Derslere dönük beklenti ve çalışmalarımız var. Öğrenci milleti her yerde bir. Biz de öğrenci olduk.

Draje: Peki hocalar değişiyor mu o zamandan bu zamana?

Ali Vahit Turhan: Belki şimdiki öğrenci hoca ilişki daha rahat bir ilişki. 40 sene önceki ilişkiler daha uzaktı, şimdi daha yakın. Bu belki de bizim bölümümüz yapısına has bir özellik. Kampus havasının dışında daha ailevi bir yapı var burada. Biz öğrencileri en azından ismen de olsa tanıyoruz. Bir de bu Tarabya’nın güzel ortamının verdiği bir rahatlık var. Öğrencinin hocadan beklentisi ve hocanın öğrencisinden beklentisi dışında Tarabya’da daha rahat bir ortam var. Ben Fransız okulunda okumuştum. Onlar papazdı aynı zamanda. Tam 50 sene oluyor, 50 sene önce öyle papazlar vardı ama tabi artık yok. Fransız okullarında eskiden Galatasaray’ın dışında frère okulları dedikleri, ders veren hocalar papazdılar. Bizim zamanımızda cübbe giymezlerdi papazlar ama çoğu sakallıydı. 90 yaşında hocalarımız vardı ama hâlâ akılları başındaydı.

Draje: Eski Türk filmlerinde Haydarpaşa garından bile çok yer bulan Tarabya Otelinin yanıbaşında, birinci derecede tarihi eser vasfı taşıyan bir okulda bölüm başkanısınız. Sizce öğrencileriniz Tarabien bir ruh taşımakta mı? Öğrencilerinizin okulla ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ali Vahit Turhan: Evet, 20 seneden beri Tarabya’dayız biz. Biliyorsunuz bu sene 18. mezunlarımızı verdik, İnşallah gelecek sene de 19. mezunlarımızı vereceğiz ve sonrasında buradan ayrılma projelerimiz var. Ama tabi bizim hala ümidimiz hatıralarla dolu bu mekânda “ne kadar çok kalabilirsek” yönünde. Ne kadar geç ayrılırsak o kadar mutlu hissedeceğiz kendimizi. Ama İlknur sen 3. sınıfsın artık buradan mezun olacaksın, sen ona bak işte önemli olan o! (Gülüyor)

Draje: Hiç 7 sene geçirmediğiniz bir öğrenciniz oldu mu?

Ali Vahit Turhan: Çok! Hep öyle derim, yedi sene kalan var ama benim dersimden geçmeyen yok tabi.

Draje: Top oynayarak okulun malına zarar veren öğrencilerinize buradan nasıl bir mesaj vermek istersiniz? 7 sene geçirmemek sizce yeterli bir yaptırım mıdır?

Ali Vahit Turhan: Camdır o tabi kırılacak, mühim olan daha az kırmak. Az cam kırarsanız daha memnun oluruz, sorun değil onlar. Bir öğrenci sınavlardan 7 sene geçemediyse sınavlara girmemiştir, öğrenci yedi sene kalmaz, illa ki geçer. Ama tabi birtakım nedenlerle üniversite dönemini yarıda bırakan arkadaşlar var. O yedi sene olayı bir mitoloji galiba, zaten yedi sene çakacak olan öğrenciyi baştan buraya almazdık, o bir söylence.

Draje: Antika sanatçılardan hangilerini dinlemeyi sever Ali Vahit Turhan?

Ali Vahit Turhan: Müzikle pek ilgim olmamakla beraber klasik müzik dinlemekten çok keyif alırım. Chopin dinliyorum, piyano konçertoları dinliyorum. O beni rahat ettiriyor. Ama böyle vur patlasın çal oynasın, acemaşiran kız kaçıran müziklerden pek haz almam.

Draje: Draje okurlarına 2 kitap tavsiye eder misiniz?

Ali Vahit Turhan: Elif Şafak’ın “Aşk” adlı romanını okumanızı tavsiye ederim. Bu kitap bütün kitapları özetliyor. Çünkü ismi aşk. Aşkı genel anlamda alacaksınız. Bilim aşkı var, memleket aşkı var, insan aşkı var. Genellikle de insan sevgisi var. İkinci olarak da Ahmet Güngören’den “Ve bir gün babam zenci oldu” kitabını söyleyebilirim.

 

Ali Vahit Turhan’dan birkaç antika cümle:
 “Bizim zamanımızda hayat daha güzeldi” demenin anlamı yok.
 Ben 22 yaşındayken hayat şimdiki gibi güzeldi.
 Ben büyüyünce ihtiyarlayacağım.
 En sevdiğim öğrenci varsa o da hepsidir.
 Draje Dergi bence çok iyi bir dergidir.
Hocam okumadınız ki daha?
Okuyacağım da, okursam belki fikrimi değiştiririm. (gülüyor)
 Derste not tutmayanı… iyi çalışırsa geçiririm.

Söyleşi: Erdinç Yücelİlknur Seda Bendeş

Fotoğraf: Erdinç Yücel
Fotoğraf: Erdinç Yücel

 

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın