Serin Bir Akşamüstü

İllüstrasyon: Birkan Can Evirgen

Bir karşımda duran koskoca umumi saate baktım bir de elimdeki buluşma saatimizin yazıldığı kâğıda. Yanılıyor olamam, ikisi de aynı saati söylüyor, saat dört buçuk. Fakat kâğıdın söylediği bir yalan varsa o da onun şu içinde bulunduğumuz dakikalarda burada olacağı. “Tam heykelin yanında saat dört buçukta” diyor kâğıt bana. Ama yanımda duran iri kıyım amca aynını söylemiyor ne yazık ki. “Gelmez” diyor bana “ne zaman geldi sanki?”. Siz boş verin ona dostum, sürekli sızlanmaktan başka bir şey yapmaz zaten bu eli ayağı fazla gelişmiş beyaz renkli amca. Ne zaman sevdiğimi beklesem, böyle üzerine vazife olmadan bana ahkâm keser. Yok unutmam gerekirmiş artık, yok beni terk etmiş o falan. Dönüp ters ters bakıyorum ona, her zamanki gibi. O da düşünceli zaten gülüp geçiyor bana. Geçiyor dediysem sanmayın işine gücüne bakıyor, sade bütün gün dalga geçer burada. Gelene gidene laf atar, meymenetsiz suratıyla etrafına sevimsiz bir hava yayar. Ben ne diyorum ama ona, senin yok mu çoluğun çocuğun, var git onlarla eğleş. Ne istersin burada, işine gücüne koşturan sabilerden?

Sıkıldım biraz, kaç dakikadır bekliyorum onu. Ah bir gelse, baksam gözlerine söyle bir, özledim desem. Hem o zaman belki barışırız bile yanımdaki amcayla, bakarsın kaldırırım onu o üzerinden kalkmadığı taştan. Hava da soğukmuş biraz, hırkam beni korur fakat bu moruk nasıl donmuyor.

Taş çeker amca! Kalsana oradan be!

Hiç dinler mi huysuz. Bir gün tersime gelecek, gidip Mazhar Amca’ya söyleyeceğim kerkenezi. O zaman gününü görür işte. Mazhar kim mi? O hoo ho, cihan tanır Mazhar Amca’mı, okumuş adam kendisi, bir de bir şey diyorlardı ama neydi hiç hatırlamam. Ama şimdiye kadar bir şey yazıp, okuduğunu bilmem. Üzerinde pardösü, gözünde gözlük birilerini bekler o da. O yüzden pek kanım ısınır kendisine, kader yoldaşı sayılırız sonuçta.

Tam bir saat oldu beklemeye başlayalı, yine kimsecikler yok. Hafif ürperti de geldi üstüme. Eli kulağındadır gelir şimdi o cadı. Ama siz ona da boşverin be, ne uğraşacağım elin delisiyle. Varsın belasını başkasından bulsun, hiç ilişmem ona. Ceza meza diyor sonra, ben çekiyorum acısını.

Oh, siz de mi buradasınız saksağan bey, ne zamandır yoktunuz. Nasıl yavrularınız, sağlıklı mı? Aman iyi, siz mutlu olun bari. Hanımınız nerelerdeler? Tabi ya, nasıl düşünmem yavrulara kim bakıyor desenize. Ne? Geliyor mu? Bak sen yahu, daha sevdiceğim gelmeden yine damladı cadı.

Ne istiyorsun yine? Hayır, gelmeyeceğim daha!

Biraz debelendim ve yine çekiştiriyor kollarımdan. İstemiyorum hâlbuki o soğuk koğuşu tatsız ilaçları. O Düşünen Adam da kına yaksın bir yerlerine, haklı çıktı bir sefer daha! Bari Mazhar Osman’a bir allahaısmarladık diyebilseydim. Neyse, yarın yine aynı yerde olacağım aynı zamanda, bu sefer kesin gelecek sevgilim!

Yazı ve İllüstrasyon: Birkan Can Evirgen

İllüstrasyon: Birkan Can Evirgen
İllüstrasyon: Birkan Can Evirgen
İ: Ben feribota binince genelde kıvırcık kafalı bir maymun gelir aklıma. Başımın derisini okşar ve benimle denize atlamaca oyunu oynar. Bu tip maymunlar genelde kızlar tarafından öpülmek istenen türdendir ve çok sıkıldıklarında belebbilihobarey diye bir ses çıkarttıkları gözlenmektedir. Bu maymunu tanıyor musunuz acaba? C: Üç gün önce bizim okulun bahçesindeki en büyük ağaçta gördüm! Kısa kollu bir kazak giymişti ve kızların ayakkabılarına tükürüyordu.

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın