TİMSAH BÖCEĞİ

İllüstrasyon: Birkan Can Evirgen

Efe doğmak istememişti. Doğum sırasında elinden gelen her şeyi yaptı ama bir türlü başaramadı bu dünyaya gelmemeyi. Kaçmak istedi kaçamadı. Üstelik onun bu hoşnutsuzluğunu kimse anlamadı gülerek karşıladılar bu olayı. Efe, en başlarda emeklemek istemedi ama sonra yürüyen bebekleri görünce bunun daha kötü bir ihtimal olduğunu anlayıp emeklemeye başladı.

3 yaşına gelinceye kadarsa konuşmamak için çok uğraştı ama bir gün ‘süt’ demesi gerekti ‘bit’ dedi ve konuşmuş oldu. Kendine kızdı aslında konuşmayacaktı çünkü. Mutlu bir çocuktu aslında sadece fazla farkında… Biliyordu büyümenin kötü bir şey olduğunu. Bari aynı yerde kalabilseydi. Aynı yerde kalmak bir yana kısa süre içinde yürümeye bile başladı istemeye istemeye. Efe’nin saçları uzundu ve saçlarını kestirmek istemiyordu. Ama bir gün böyle erkek mi olur dediler ve berbere götürdüler Efe’yi. Berberden koşa koşa kaçtı ama bir yetişkin onun koşabildiğinin 5 katı hızla koşabildiği için Efe’nin çabası bir işe yaramadı.

Yıllar hızla geçiyordu. Bir sürü daha başka çocuğun olduğu tımarhaneden bozma bir yere götürdüler Efe’yi. Anaokuluna. Oraya giderken annesinin elini bırakıp kaçtı Efe. Böyle sosyal bir ortama giremezdi. Nitekim Efe’nin kayda değer ilk önemli sorunları o yaşta başladı. Arkadaş olmak istediği kişinin başka yakın bir arkadaşı vardı. Oyun saatinde uzaktan kumandalı arabayla çoğu zaman başka çocuklar oynuyordu. Beğendiği kız ise Volkan denen zibidiyle kırıştırıyordu. Anaokulu döneminin sona ermesiyle Efe için daha da korkunç bir dönem başladı: ilkokul. Okulun ilk günü sınıftan gizlice kaçtı Efe. Biraz sonra kapıdaki görevli onu tekrar sınıfa getirdi. Diğer çocuklar kaçışına anlam veremedi Efe’nin. İlk zamanlar okuma yazmak öğrenmekten, sonraları toplama çıkarma yapmaktan ve hayat bilgi(si)lerini öğrenmekten. Efe sınıfta yaramazlık yaptığı için en öndeki aşırı çalışkan kızın yanına oturtuldu. Kızla arkadaş olmaktan şiddetle kaçındı Efe. Beden eğitimi dersinden de kaçtı. Resim dersinde kompozisyon konusu ne olursa olsun çöp adam çizdi Efe öylesine oyalanmak için. Tembel dediler ona. Efe kaçmasına kaçıyordu ama bir taraftan her nasıl oluyorsa o kaçtığı şeyleri yapmak zorunda kalıyordu tıpkı ilk defa ‘bit’ demek zorunda kaldığındaki gibi.

Biraz daha büyüyüp ortaokula geldiğinde ise etrafındaki bilmiş tipler çoğalıyordu. Hem artık eskisi gibi kaçamıyordu. Küçükken hoşgörüyle yaklaştıkları bu kaçışlar artık hem evde hem okulda sorun oluyordu. Efe uzun bir zaman kaçışlarına ara verdi. Sadece bir yerlere gitmek için evden kaçıyordu o da zaten diğer yaşıtlarının da yaptığı bir şeydi. Erkeklerle arkadaş olmaktan kaçınıyordu aslında Efe. Çünkü erkekler hiçbir şeyden kaçmıyorlardı hatta onu kavgaya bile çağırıyorlardı. Ama kavga anına kesin kaçardı Efe. Gitmedi o yüzden hiçbirine. Kızlarla da pek samimi olmadı hiçbir zaman. Onlar da çok konuşuyorlardı ama gerçekten çok. Efe çok konuşmaktan kaçınırdı. Ortaokul yılları pek verimli geçmedi aslında ne yaşıyor ne kaçıyor, öyle arada kalıyordu.

Liseye geldiğinde durum oldukça değişti. Artık asi bir genç oluvermişti Efe. Rahat rahat kaçabilirdi. Çoğu zaman okuldan kaçıp başka yerlere gidiyordu. Kendine de en sevimlisinden bir kız arkadaş edindi. O da seviyordu kaçmayı. Birlikte uzun yıllar her türlü başkaldırı ve isyankarlığı sergilediler ayrı ayrı evlerinde. Bir araya geldiklerinde ise çoğu zaman dünyanın boşluğundan, sistemlerin saçmalığından, insanların sahteliğinden söz ediyorlardı. Tek gerçek onların yaşadıkları ve düşündükleriydi. Kendilerince haklı nedenlerle biraz görünerek biraz kamufle ama hep günü geçirerek yaşadılar. Efe artık büyüdüğünü hissediyordu. Ne geriye bakabiliyor ne de olduğu yerde durabiliyordu. Kendisine dayatılan her şeyi öyle ya da bölyle hep isteksizce yerine getiriyordu. Bütün bunları yaşarken bir gün kız arkadaşından da kaçması gerektiğine karar verdi. Tam 17 yaşındaydı Efe hayatının belki bininci kaçışını gerçekleştirirken. Acıdı canı ama buydu yapması gereken, içinden böyle emreden. Kana kana su içmek istemiyordu Efe, bardağın dibini kafaya dikmekti amacı ucundan yaşayarak hayatı. Kız arkadaşını öyle yapayalnız bırakıp kaçarken çok hızlı koşamamış olmalı ki başka bir şey yakalayıverdi onu arkasından. Tam ensesinden.

Efe, hasta olduğunu öğrendiğinde anlamlandı her şey. Belki hiç sebepsiz bu yüzden kaçtı yıllarca. Bilmeyerek ama hissederek. Efe, bunu ilk öğrendiğinde yine kaçmayı düşündü ama hangisinden; hastalıktan mı, hayattan mı… İlkinden kaçış yoktu. Başından beri gelişine anlam veremediği, geldiğine bin pişman olduğu bu yerden gitme zamanı gelmişti. Dönüp bakınca yaşadığı hayata en büyük düşmanı dünyaya, kendini gördü orada, timsah böceğini. En iyi yöntemidir kamuflaj timsah böceğinin. Varken yok görünmek tıpkı Efe gibi. İyi kamufle edemezse kendini kanatlarını çırpar kocaman gözlerini açarak. Tehdit eder düşmanını Efe’nin hayat karşısında çırpınışı gibi. Öyle bakarak ama konuşmayarak. Ve eğer bütün bunlar etkili olmazsa düşmanını korkutmaya, timsah böceği en etkili silahını kullanır; uçarak uzaklaşır oradan Efe gibi.

Yazı: Ece Dericioğlu

İllüstrasyon: Birkan Can Evirgen
İllüstrasyon: Birkan Can Evirgen
• Efe adlı karakter, Ece’nin iki buçuk yaşındaki kuzeninden esinlenilerek yazılmıştır. Efe’ye bu yazının güzel olup olmadığı sorulduğunda ise, “iğrenç” şeklinde klasik bir Efe cevabı alınmıştır. Finalde Efe karakterini öldüren Ece, derin bir üzüntü yaşamıştır.

 

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın