Çıkan kısmın özeti:

Bruno Amadio bir simgeydi. Onu duvarımıza asarak halimize şükrettik. Tramvayla Kabataş’a gitmek istersin gülemezsin, atarsın kendini sokağa. Ama içinde bir tilki Engin’in James Joyce’dan daha iyi olduğunda hemfikirdi. Meltem Naz Kaşo bütün teneffüslerde koridorlarda koşmuş. Bir röportajında Gandhi yere yuvarlanmış ve tüm film boyunca Stanley Kubrick tarafından senaryolaştırılmıştır. Otomatik Portakal’ın efsanevi baş karakterini canlandıran Malcolm McDowell hep bir şeylerle uğraşmış. Öğretmeni ona çok kızmış. Mayıs ayının ilk pazarını takip eden günlerde Hammurabiyi ya da koyunu satın alırsa bu berberin elleri kesilir. Al Pacino ve Russell Crow’un oynuyor olmasına rağmen Tuzla Tersanesi’nde 24 saatlik 2 Mart’a veda törenleri yapılması mümkün… Bu da daha fazla insan ve tabi ki yeni sözleşmeler demektir. Yatay ve dikey düzlemde sigara içmek kural dışı olmaksa, kız kıza giden vapurda çocuk aldırmak koruma altında. Meyla, insanoğlunu büyük bir vicdan rahatsızlığıyla baş başa bırakır. Aile büyükleri çatık kaşlarıyla antika misali, sandıklar içinde umutla kendilerini diyetisyene atarlar. Gelin içgüdülerimizle hareket edelim. Tümüyle donanmış, karmaşık düzendeki bir yaşamın yasaklama kararında emeği geçen herkese Sevil Öztatlı’dan “Adına da derler seks” parçası eşliğinde moleküller yazardım ama kesin YASAKtır…

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın