Aağbiii, Kelim Çıktı Su Lazım.

İllüstrasyon: Pınar Karaaslan

Her şeyin giderek zorlaştığı, kapıları çalmaktan bıkmış ellerimiz ve aynı soruyu sormaktan tiksinmiş dudaklarımızla tekerrür çizikleri atıyoruz, beynimize. J.P.Sartre okumaya gerek kalmıyor. Bulantı kaçınılmaz ne de olsa. Kendiliğinden oluyor minik yanardağlar; da, patlatamıyoruz bir türlü.

Saaakiin saakin oturup vermek gerekiyor tepkileri. Yoga yapayım diyor insan kendine. Sanki kendini sakinleştirmekten çok, çıkıp bir yumruk savurmanın yararlarını anlamıyormuşçasına zırvalıyor beyin. Bir noktadan sonra da Zeki Müren plakları çalmaya başlıyor içimizde. Ya sessizleşemiz geliyor ya da içip, durgunlaşamız.  Aynı kapı değil miş gibi!

Her şeyin her şeyle alakası olması ve bir de üstüne üstlük haberi olmayanı oynamak zorunluluğu mideyi kaldırıyor ansızın. Günlük hayatımızda birçok şey aynı olduğundan her şeye şaşırasımız geliyor tabi akabinde. Sanki her detay, bildiğimiz ya da bilmemezlikten geldiğimiz her olay inanılmazmış gibi hudutlarında yaşıyoruz heyecanımızı.. Yok olmaz, diyoruz. Tepki vermek lazım gelir, bu melodiye. Yorgun da çıkmamalı ses. Hani doldurmalı ortalığı, duygu çığlıkları. Çok sofistike de olmamalı. Toplum seviyesine inmeli, çağdaş!larına uymalı insan. Yalın, ama dolgun bir anlatım! Ani de olmalı tabi bir yandan. Bekledikçe asidi kaçıyor çünkü kelimelerin. Kaç kez deneyimledik ama değil mi? Aynı zamanda karşıdakinin de duymaktan hoşlanabileceği, muhabbet seviyesini aşmayan ve elbette ki sıradan bir demogoji olmalı, bu ilk tepki.

Uzun ve yorucu bir yolculuğa çıkmaya gerek kalmadan kıvrımlarında beynin, akla geliveriyor kategoriyi belirleyici, vefalı ilk cümle. O rahatlamış sarkıklık yayılıveriyor yüze hemen. Ya da tam tersi gözleri pörtleten, koca ağız zorluyor yüz kaslarını. Bir şimşek çakıyor ki; bir de kaçınılmazı oynayan ‘ağbi’ kelimesi yapışıyor dudaklara.. İlk tepkimiz, aaağbiii deli misin? oluyor. Ki, kendimizi duysak demeyeceğiz hani. Ah bir duysak!

Bir de dinlesek tabi. Sadece duymakla da olmuyor bu işler. Belki bu ikisini birden yapsak, yağ ile suyu karıştırmaktan vazgeçip, suyu kele, yağı  ise ele sürebiliriz?

Aaağbiii deli misin?

Yok! Ama olacağım. Az kaldı. Sen hele bi devam et!

Yazı: Pınar Karaaslan

Yoğunluğundan dolayı Kaçak Draje’deki yazısını geciktirerek bize ulaştıran Pınar, yazı ve görsel dahil iki yıl garantili erken gönderi sözü vermiştir. Deli Draje’nin en hızlılarından biri olduğu için kendisini İsveç’te bir gün tatille ödüllendirdik. Bu sayede, Antika Draje için yollayacağı yazı ve görseli 1 Haziranda göndermek zorunda kalmayacak...
İllüstrasyon: Pınar Karaaslan
İllüstrasyon: Pınar Karaaslan

 

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın