MASALDAN ÖTE DERS ÇIKARABİLECEK BİR YAŞAM TARZI…

Yüzleşmeye korktuğumuz arkasına saklandığımız gerçekler, birer birer önümüze duvar gibi çıkıyor. Korkularımızdan kaçtıkça cesaretimizi farkında olmadan kaybediyoruz. Kaybedilenin telafisi olmayan yaşamımızda elimizde olanın koca bir hiç olduğunun farkında bile değiliz. Hiçlerle başladığımız her yeni bir günde Can Yücel’in de dediği gibi kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, labirentlerimiz içinde kaybolduğumuzun farkında olsaydık eğer. Kabullenişin verdiği acıyı sahiplenmek yerine yenilerini eklemek için çabalıyoruz. Dev aynasına baktıkça küçülen kimliklerimizi mucizevi bu doğada var oluşumuzu sorgulamamıza neden oluyor. İnsanı insan yapan değerlerimizi anlamak bu kadar zor olmalı mıydı? Sana anlatmamıştım karasineğin hayatını. Masaldan öte ders çıkarılabilecek bir yaşam tarzı olabilir ya da tamamen bir uydurma. Karasinek yeryüzündeki en umursamaz ve bir o kadar da dikkatli hayvandır. Sen onu vurmak isteyip arkadan gelsen bile son ana kadar bekler.

ve kaçar. Çünkü arkada da olmak üzere beş gözü vardır. Onların varlığı bizi ifade eder. Fazla gözükseler de hep yalnızdırlar bizim kabullenemediğimizin aksine.

Benim gözümde onu değerli yapan inanılmaz mücadelesidir ve vazgeçmek bilmeyen kutsal bir ruhu olmasıdır. Çocukken bile benim için değişilmez bir canlıydı. Hep ona özenmişimdir. Herkes aslan gibi güçlü ol dese de sinek gibi cesaretli olmak isterdim hayallerimde… Mücadelesinden ödün vermeyen ve kazanamayacağını bilse bile sonuna kadar savaşan bir canlıdır. Cama yapışıp dışarısına çıkmak ve ona göre sonsuzlukta kaybolmak ister. Sen ondan kurtulmak için yandaki camı açsan bile o yapıştığı camdan çıkmak ister.

Aptal diyebilirsin umarsızca ama onun gördüğü yaşam onun baktığı penceredir. Senin baktığın, onun için korkutucudur asla vazgeçmez çırpınır durur, yere düşer kalkar tekrar o camı o küçücük yüreğiyle parçalamak ister. Çok merak ederim onun benden farklı nasıl bir hayat gördüğünü. Kaç kere sordum ama söylemezdi çünkü inatçılığını yalnızlığıyla birleştirmişti. Her ona yalvardığımda benim görmediğim ne görüyorsun, uğruna çırpındığın yaşamı bana anlat yardım edebilirim dediğimde bana saldırırdı sen kimsin diye. Hiç korkmadan üstüme üstüme gelerek korkmadığını hissettirirdi bana. Her seferinde uzaklaştırsam da inadına bir dahakine daha bir hırsla. Kanatlarını çırpışındaki azim gözlerindeki yeşil rengi daha da netleştiriyordu. Vazgeçiş onun için ölümdü, benim tek korkum onun cesaret kaynağıydı. O da bunu biliyordu ama bana kanıtlamak için ölüm denen basit bir olguyu kabullenmişti. Her bahsettiğimde vızıldayarak cevap verirdi geçiştirmek için.

Hayata tüm kalbimle bağlanmamı, kendim hariç yenilgiyi kabullenmemi öğretmişti bana. Başarmak istiyorsan başar derdi bana. Başarısızlığı hissettiğin anda da gözlerini kapa ve hiç açma, yenilgiyi görmemek yenilgiyi kabullenmemek için derdi. Kaybediş ders çıkarmak değil sonraki başarısızlıklar için sadece bahane olabilirdi onun için. Her seferinde benle dalga geçerdi benden binlerce kat güçlüsün ama bir o kadar da korkaksın derdi kaçak yaşadığım için. Her seferinde bana güçlü olduğunu kanıtlardı sonsuz cesaretiyle.

Sadece açık camdan çıkmayı onun sahip olmadığı bir şeyi hatırlattığım zaman kabullenirdi. Bekle geleceğim derdi hep ve o cam sonuna kadar açık kalırdı. Çünkü onun kaybedecek bir hayatı ve o hayatın içinde o hayata onu bağlayan bir sevdiği yoktu benim gibi. İkimiz de birer savaşçıydık. O inançları ve hayalleri uğruna savaşırdı, bense sevdiğim uğruna savaşırdım sadece. Onun sevgisi için kafa tutardım hayatın acımasızlığına. Karasinek kaybettiğinde gözyaşını sadece cansız bedeninden gelen sıcak kan dökerdi. Ama benim içim öyle değildi. Her damlası için canımı verebileceğim bir kalpti.

O kalbi de sana teslim etmiştim; çünkü benden daha çok senin ufak ama sevgi dolu parmakların sahip çıkabilirdi ya da o parmaklar arasında yok edilebilirdi…

Yazı: Cem Vurnal

kaçak cem vurnal
İllüstrasyon: Birkan Can Evirgen

 

• Draje’nin yasak sayısında Fulden’e cevap olarak (Bkz: Sayı 1 / Her kafadan bir ses) Cem şunları söyler: “Yasakları” umursamadan delmek daha zevkli di mi? • Cem için en büyük kaçak kendimiz. Herkes, bir şeylerden kaçtığını sanıp da, kendi yersiz cesaretinin küçümseyiciliği altında kayboluyor. • Cem yazısını, boğaz köprüsünün renk cümbüşünü izleyerek yazmıştır.

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın