OLAĞANÜSTÜ OKUMALAR

Kapak İllüstrasyonu: Birkan Can Evirgen

Topluluk önünde yapılması hoş karşılanmayacak şeyler vardır. Neyse ki hepsini burada anmamız mümkün değil. İğne deliğinden deve geçirmek orta yerde yapmamanız gereken bir şeydir mesela. Dirseğinizi yalamak da öyle… İşte topluluk önünde yapmaktan kaçınacağımız milyarlarca işlemin ardından Oağalüntsü Draje ile karşınıza dikildik.

Tamam söze bir itirafla başlamak gerekirdi. Soran olursa, Draje Dergi’de emeği geçenlerin öğrenci, tasarımcı, redaktör filan olduğunu söylüyoruz ama herbirimiz meslekten hayalperestiz. Elimizin altında on yüz bin milyon bir ve sıfır var. Birleri ve sıfırları yanyana getirip çilek ağaçları yaparız mesela. Her pikseli beş saniyelik bir zaman dilimi olarak tasarlayıp olmadık cümleler kurarız. Kafamızın içinde sayamayacağımız kadar çok sinir hücresi aynı anda birbiriyle konuşurken, İstanbul’dan İzmir’e dosyalar – klasörler göndeririz. İki kulak arasından çıkan elektrik sinyalleri elimize kolumuza emirler yağdırır ve masaüstünde nice pencereler açıp kaparız. Her şeyi kontrol altında tutmaya bayılsak da ısrarla mucizelere inanırız.Oağalüntsü denilince aklımıza ilk gelen şey UFO’lar olmaz yine de… Yedi başlı  ejderhalar kadar, gecenin bir yarısı yağmur altında uçan balonsatan amcanın  da oağalnütsü olduğunu biliriz.

1 Mart’ta Yasak Draje’nin sörvırımıza düşmesiyle beraber yaşadığımız hazzın da çok olağan olduğunu söyleyemeyiz. Pek çok kişinin defalarca çiğnediği bir yoldan geçiyor olmak önemli değildi. Biz ilk kez geçiyorduk ya yetmez mi? 21 ülkeden ve Türkiye’nin 30 şehrinden gelen ziyaretçilerimize göz taraması yapmıştık bir kere. Yasak Draje’yiokuduktan sonra, aramıza katılan arkadaşlar olması bizi nasıl mutlu etmezdi ki? Utku Atalay’ı aramızda görmek böyle bir sürpriz oldu bizim için. Meyla’nın sayfasını okurlarımızla buluşturmamızda emeği geçen Gülümser Abla olmasaydı ne yapardık bilmiyoruz. Teşekkürlerimizi tek tek sunmaya kalksak Ulusa Sesleniş’e ayırdığımız yer yetmeyecekti daha ne olsun….

Oağalüntsü Draje yayıma hazırlanırken de uzun uzadıya düşünmeye gerek yok gibiydi. Alışıldık olan şeyleri ters yüz etmek yetecek gibiydi ama insan ister istemez düşünen bir yaşam formu… Hep gözümüzün önünde olan
ama alışkanlıklarımızla fazla içli dışlı olduğumuz için görmeyi adeta reddettiğimiz öyle çok şey vardı ki… Oağalüntsü Draje’nin tüm yazıları ve görselleri bittikten sonra, sıra Ulusa Sesleniş’e geldiğinde alışkanlıklardan bahsetmek zorunluolmuştu artık.

Yine de belliydi… Boşlukları alışkanlıklarımızla doldurmaya bayılıyorduk. Bir nefeste okunup geçilecek cümleler kurduk. Kötü oldu diyemem. Oağalüntsü malzemeleri bir araya getirip olağan bir dergi kotardık işte… Boşlukları alışkanlıklarınızla birleştireceğinizi bilerek kaleme alındı bu yazı. Fonda bu kez müzik filan akmıyordu ama okumakta olduğunuz satırlar word dosyası olarak zuhur ederken bendenizin kafasında Duman’dan “Köprüaltı” şarkısı dönüp durmaktaydı. Bu satırlar yazılırken, kilometrelerce ötede, kafasında aynı şarkıyı döndürüp duran bir uyur yüzer vardı belki…

İşte bu sayıyı ona ithaf etmek istiyorum izninizle… Kaçak Draje’de görüşmek üzere.

Erdinç Yücel – Genel Yayın Yönetmeni

Nisan 2009 Olağanüstü Draje sayısını okumak için tıklayınız.

Kapak İllüstrasyonu: Birkan Can Evirgen

Tasarım: Songül Yücel

Be the first to comment

Bir Cevap Yazın